25 Nisan 2014 Cuma
Meleğim şu anda koynumda uyuyorsun mışıl mışıl. Fotoğrafını cekebilsem keşke. O kadar tatlısın ki. Aydına geldiğimizden beri benimle uyumak istiyorsun. Ben de çok seviyorum sana sarılarak uyumayı. Bol bol öpüp kokluyorum seni. Yan yatıyorum, yasliyorsun başını koluma, ayaklarını kaldırıp bacaklarimin üzerine koyuyorsun, bir elin de göğsümde. Sarmaşıp yatıyoruz.
6 Nisan 2014 Pazar
24. hafta 2. gün
Benim güZel Meleğim ellerini atmış arkaya mışıl mışıl uyuyorsun odanda. Ben ise gidip gelip kapını dinliyorum, bazen duyamayıp sesini içeri giriyorum uyandırmaya korkarak. Hep korktuğun bir şeydi nefessiz kalman Ama son günlerde üzücü şeyler duyuyorum ne yazık ki.Yatağında, uykusunda ölen bebekler, bütün önlemleri alsa da annesi babası kapıyı açıp, çitleri aşan ve yan evin havuzunda boğulan küçük melek gibi. Gelip gidip nefesini dinliyorum senin.
1 Nisan 2014 Salı
23. hafta 5. gün
Kuzucum öyle çok zaman olmuş ki sana yazmayalı. Günler çok hızlı, çok yorucu geçiyor. Ama bir o kadar da keyifli. Benim güzel gözlüm, zeytin gözlü biricik oğlum benim. Uyuyorsun şu anda odanda mışıl mışıl, melekler gibi. Aslında benim de yatmam lazım, birazdan emmek için uyanırsın, yorucu, dolu dolu bir gün için dinlenmem lazım.Ama yazmak istiyorum bu gece, yazabildiğim kadar yazmak sana.
Aydındayken diyordum her gün dışarı çıkacağız Aras'la, oğlumun temiz hava alması lazım her gün diye. Ama Zonguldak öyle bir yer ki kuzucum kimi gün balkona bile çıkaramıyorum seni hava kirliliğinden. Neyse ki artık havalar ısınmaya başladı. Bundan sonra bol bol çıkarız seninle. Bugün kangurunu taktım, aldım seni, çıktık dışarı. Yavrum öyle güzelsin ki herkes bayılıyor sana. Markete ne zaman gitsek birileri gelip yanağını okşamaya başlıyor. Benim yavru kuşum sen de gülümseyiveriyorsun onlara. Yandan yandan bi gülüşün var, bayılıyorum o haline.
Bakışların çok değişti, artık daha dikkatli bakıyorsun etrafına, meraklı meraklı. Ben su içerken bardağı çekip almaya çalışıyorsun elimden. Senin yanında bir şey yiyemiyorum. 3-4 haftadır yapıyorsun bunu ama son günlerde iyice arttı bebeğim. Biz yemek yerken dikip gözlerini bizi izliyorsun. Ağzını açıp kaparken, yutkunurken nasıl tatlı oluyorsun bir bilsen. Kötü hissediyorum kuzucum kendimi. Yavru kedi gibi büküyorsun boynunu, bırakıveriyoruz yemeyi, alıp kucağımıza sarıveriyoruz seni babanla. Haftasonları kahvaltı yaparken oyalamaya çalışıyoruz seni, bir yandan kahvaltı yapıp bir yandan şarkılar söylüyoruz, oyuncaklarınla oynatıp konuşuyoruz seninle. Ama hepsi geçici çözümler kucağımıza gelene kadar devam ediyorsun kafanı geri atıp nefesini tutmaya. Evet oğlum istediğin olmayınca ya da kendini yalnız hissettiğinde atıyorsun kafanı arkaya, sanki nefesini tutarmış gibi sesler çıkarıyorsun. Başlarda çok korkuyordu baban, sen öyle yapınca panikleyip kaldırıveriyordu seni tıkandığını sanıp. Sanırım cingöz oğlum da bunu kullanıyor. Ufacık boyunla numara yapmayı hangi ara öğrendin bilmiyorum ki bebeğim. Anakucağına koyuyorum seni mutfakta birşeyler hazırlarken. Arkamı dönüyorum sesler başlıyor gelmeye. Dönüyorum, sana bakıyorum, Arascım der demez yüzünde bir gülümseme. O an ısırıveresim geliyor seni. Göbeğini kaldırıp gülümserken öyle tatlı oluyorsun ki. Kahvaltımıza geri dönelim. Ne yapıp edip geliyorsun kucağıma, birlikte devam ediyoruz. 2-3 haftadır elini masaya koymaya başlamıştın. Baban çok gülüyor o haline.Yumruk yapıp pat diye indiriveriyorsun. O kadar da ciddisin ki bunu yaparken. Ama artık daha dikkatli olmam lazım çünkü başladın önündeki her şeyi çekiştirmeye. Tabak, bardak, çatal ne varsa almaya çalışıyorsun.
Aydındayken diyordum her gün dışarı çıkacağız Aras'la, oğlumun temiz hava alması lazım her gün diye. Ama Zonguldak öyle bir yer ki kuzucum kimi gün balkona bile çıkaramıyorum seni hava kirliliğinden. Neyse ki artık havalar ısınmaya başladı. Bundan sonra bol bol çıkarız seninle. Bugün kangurunu taktım, aldım seni, çıktık dışarı. Yavrum öyle güzelsin ki herkes bayılıyor sana. Markete ne zaman gitsek birileri gelip yanağını okşamaya başlıyor. Benim yavru kuşum sen de gülümseyiveriyorsun onlara. Yandan yandan bi gülüşün var, bayılıyorum o haline.
Bakışların çok değişti, artık daha dikkatli bakıyorsun etrafına, meraklı meraklı. Ben su içerken bardağı çekip almaya çalışıyorsun elimden. Senin yanında bir şey yiyemiyorum. 3-4 haftadır yapıyorsun bunu ama son günlerde iyice arttı bebeğim. Biz yemek yerken dikip gözlerini bizi izliyorsun. Ağzını açıp kaparken, yutkunurken nasıl tatlı oluyorsun bir bilsen. Kötü hissediyorum kuzucum kendimi. Yavru kedi gibi büküyorsun boynunu, bırakıveriyoruz yemeyi, alıp kucağımıza sarıveriyoruz seni babanla. Haftasonları kahvaltı yaparken oyalamaya çalışıyoruz seni, bir yandan kahvaltı yapıp bir yandan şarkılar söylüyoruz, oyuncaklarınla oynatıp konuşuyoruz seninle. Ama hepsi geçici çözümler kucağımıza gelene kadar devam ediyorsun kafanı geri atıp nefesini tutmaya. Evet oğlum istediğin olmayınca ya da kendini yalnız hissettiğinde atıyorsun kafanı arkaya, sanki nefesini tutarmış gibi sesler çıkarıyorsun. Başlarda çok korkuyordu baban, sen öyle yapınca panikleyip kaldırıveriyordu seni tıkandığını sanıp. Sanırım cingöz oğlum da bunu kullanıyor. Ufacık boyunla numara yapmayı hangi ara öğrendin bilmiyorum ki bebeğim. Anakucağına koyuyorum seni mutfakta birşeyler hazırlarken. Arkamı dönüyorum sesler başlıyor gelmeye. Dönüyorum, sana bakıyorum, Arascım der demez yüzünde bir gülümseme. O an ısırıveresim geliyor seni. Göbeğini kaldırıp gülümserken öyle tatlı oluyorsun ki. Kahvaltımıza geri dönelim. Ne yapıp edip geliyorsun kucağıma, birlikte devam ediyoruz. 2-3 haftadır elini masaya koymaya başlamıştın. Baban çok gülüyor o haline.Yumruk yapıp pat diye indiriveriyorsun. O kadar da ciddisin ki bunu yaparken. Ama artık daha dikkatli olmam lazım çünkü başladın önündeki her şeyi çekiştirmeye. Tabak, bardak, çatal ne varsa almaya çalışıyorsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)